<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel>
	<title>I&#350;IK VE SEVG&#304;YLE</title>
	<link>http://shalamar.azbuz.com</link>
	<description>I&#350;IK VE SEVG&#304;YLE</description>
	<language>tr</language>
	<docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
	<lastBuildDate>11 Jan 2008 14:56:09 GMT</lastBuildDate> 
<image>
  <title>I&#350;IK VE SEVG&#304;YLE</title> 
  <link>http://shalamar.azbuz.com</link> 
  <url>http://s.azbuz.com/images/RSSlogo.gif</url> 
  <width>117</width> 
  <height>35</height>
  </image>
	
	
	
	<item>
	  <dc:creator>kendi kendine insan</dc:creator>
		<title>YOK/SUN/LU&#286;UM</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://shalamar.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006602803</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p align="left">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;YOK/SUN/LUĞUM...<img src="http://photos1.blogger.com/blogger/3374/1563/400/Uyku.0.jpg" ></p><p><span style="COLOR: #3366ff; FONT-FAMILY: verdana"><span style="COLOR: #3366ff; FONT-FAMILY: verdana">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;(...) insan uyuyabilir, lâkin "zaman" uyumaz !</span></span></p><p><span style="COLOR: #3366ff; FONT-FAMILY: verdana"><img src="http://photos1.blogger.com/blogger/3374/1563/400/Bilin%3F%3F.0.jpg" ></span></p><p><span style="COLOR: #3366ff; FONT-FAMILY: verdana"><span style="COLOR: #3366ff">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; .. gözleri</span><span style="COLOR: #3366ff"> açık insandan&nbsp;"görüyor" anlamı çıkmaz !</span> </span></p><p><span style="COLOR: #3366ff; FONT-FAMILY: verdana"><img src="http://photos1.blogger.com/blogger/3374/1563/400/Bellek.0.jpg" ></span></p><p><span style="COLOR: #3366ff">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;..</span> <span style="COLOR: #3366ff">h i ç b i r sorunun sadece bir cevabı olmaz !</span> </p><p><img src="http://photos1.blogger.com/blogger/3374/1563/400/G%3F%3Fl%3F%3F%3F%3F.0.jpg" ></p><p align="center"><span style="COLOR: #3366ff">.. bir gülüş ne kapılar açar da kapı bunu anlamaz !</span><span style="COLOR: #3366ff"> </span></p><p align="center"><span style="COLOR: #3366ff"><img src="http://bp0.blogger.com/_psgEghvejXc/R5JYEDEkzLI/AAAAAAAAAEw/CBJQyzikc_c/s320/vicdan2.bmp" ></span></p><p align="center"><span style="COLOR: #3366ff">DUYGU </span></p><p align="center"><span style="COLOR: #3366ff">Duyguların bedeli yoktur. O yüzden karşılığı beklenmez. Bekliyorsanız eğer, duygularınızın sahiciliğini bir yoklamanız gerekir.<br><br>Sevdiğiniz kişi tarafından sevilmediğinizde, terk edildiğinizde, ya da aldatıldığınızda acı çekmeniz, mutsuz olmanız, hayal kırıklığına uğramanız doğaldır ama öfkelenmeye, kin gütmeye, öc almaya hakkınız var mıdır? Artık sevmediğiniz birinin sizi onu sevmeye mecbur edemeyeceğine nasıl inanıyorsanız, birlikte olmayı daha fazla arzu etmediğiniz birinin onunla kalmanız konusunda ısrarcı olmaması gerektiğini nasıl düşünüyorsanız, sevdiğinize karşı da aynı ölçülerde âdil olmayı öğrenmeniz şarttır.<br><br>Acıyı atlatmanın, çıkış yolu bulmanın çözümü herkes için farklıdır. Kimi, kendinden çok genç karısı tarafından aldatılan Alberto Moravia gibi &#8220;durumu entelektüalize etmeye&#8221; çalışır kimi İvan Bunin&#8217;in sevgilisi gibi kaçıp uzaklaşmakta bulur çareyi.<br><br>Peki, sevdiğinizin içindeki &#8216;insan&#8217;ın umursamazlığıyla, sizi hiçe saymasıyla kırılıp yaralanırsanız; geçmişteki rüyanızın, ömrünüzün sonunda bile dönüp baktığınızda hatırlayacağınız güzelliğiyle dudağınıza yerleşecek tebessümü çalındıysa ne yaparsınız?<br><br>O zaman belki bambaşka bir âleme, maddeye değil mânaya sığınırsınız.<br><br>Edebiyat, her an her yerde karşınıza çıkabilecek insanların iç yüzüne de ayna tutar çok zaman. Kendini saf gösteren kurnazların, geleceğe dair planları veya küçük hesapları için herkesi kullanmaktan kaçınmayanların, çıkarları uğruna uyumlu rolü oynayanlarını daha çabuk anlarsınız.<br><br>Yine de onların silahlarıyla mücadele etmezsiniz.<br><br>Çünkü maddeden soyunduğunuzda yalnızca vicdandan ibaret kalacağınızı bilirsiniz. </span></p><p align="center"><span style="COLOR: #3366ff"><img src="http://photos1.blogger.com/blogger/3374/1563/400/aci.jpg" ></span></p><p align="center"><span style="COLOR: #3366ff"><span style="COLOR: #3333ff"><i>ACI</i></span></span></p><p align="center"><span style="COLOR: #3366ff"><span style="COLOR: #3333ff"><i>Öyle uzun ki dünya; katlanmaya, kıvrılmaya, açılıp çarşaf olmaya, mümkündür, yol yapmaya bir ömür, yol almaya...</i><span><br><br><i>Kuşkusuz; <span style="COLOR: #3333ff">benim de yaban bir çığlığım vardı ya, çok zaman oldu, teslim ettim rüzgâra... Gayrı haricimde dönüyor, dönüyorsa dünya.</span></i></span></span></span></p><p><img src="http://bp0.blogger.com/_psgEghvejXc/R5EXHTEkzAI/AAAAAAAAADY/DKJ9eAwu6Y8/s320/karma%C5%9Fa.jpg" >&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; GÖREMİYORUM</p><p>&nbsp;Her durumda birbirinden farklı göz kusurlarına sahipmişiz gibi, kimi zaman uzağı, kimi zaman yakını görmekte zorlanıyoruz. "Zannettiklerimizle" yaralıyoruz hayatlarımızı, umduklarımız birer arzudan ibaret olsalar da onların gerçek olduğuna inanabilecek kadar astigmat bakıyoruz hayata, onun getirdiklerine ve getirdiklerinin içinde rol alanlara...<br><br>&nbsp; Oysa gördükleriniz gerçek değiller belki; belki yanılıyorsunuz; belki hepimiz birbirimiz hakkında yanılıp duruyoruz; belki tanrı hepimizi dünya adında bir sualtı ülkesine gönderdi, hepimiz birbirimizi tıpkı su altındaymış gibi kırılmış perspektiflerle görüyoruz; belki de yüzüyoruz biz ama yürüdüğümüzü sanıyoruz. </p><div align="justify"><br>&nbsp; En dürüst zamanlarınızda bile kendinizi kendinize yalan söylerken yakalamadınız mı bir kez olsun ya da bariz bir biçimde gözler önünde olan gerçekleri istekle saptırdığınızı fark etmediniz mi hiç? İtiraf zamanı şimdi... Kendimiz hakkında dahi tam anlamıyla emin değiliz biz... </div><div align="justify">&nbsp; Kendimizinkileri olduğu kadar başkalarının ömürlerini de örselenmiş gerçeklerle kemiriyoruz belki... Mayamıza işlenmiş paranoyalarımız ve faydacılığımızla hastalanıyoruz giderek... Ve hiç durmadan iyileştiğimizi söylüyoruz birilerine; zehirli bir sarmaşığın ruhumuzu biteviye artan bir hızla sardığını hissederken, başkalarının da aynı dertten mustarip olduğunu düşünmüyoruz bile... </div><div align="justify">&nbsp;</div><div align="justify">Göremiyorum, göremiyorsunuz, göremiyorlar ve içinde bulunduğumuzu bilmediğimiz bir karanlıkta el yordamıyla öldürmeye çalışıyoruz yalnızca birbirimizi...</div><p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>8 Feb 2008 14:17:49 GMT</pubDate>
		<guid>http://shalamar.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006602803</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>kendi kendine insan</dc:creator>
		<title>I&#350;IK VE SEVG&#304;YLE..</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://shalamar.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006235544</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p><font color="#ffffff">IŞIK VE SEVGİYLE..</font></p><p><font color="#ffffff">Işık Ve Sevgiyle; yalnızca insani masumiyetlerini sürdürebilenlerin, şarkılarımın satır aralarında hissedebilecekleri, başka türlü bir hayata açılan koridorun giriş şifresi..</font></p><p align="center"><font size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" color="#ffffff"><i>Bu </i></font><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" color="#ffffff"><i>bir öykü...<br>Her gün olağanüstü <br>Görüntüler arasında <br>Yaşayanların öyküsü..<br>Hayatın öyküsü......</i></font></font></p><p align="center"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2" color="#ffffff"><i>Herşeye benzeyebilir hayat !...<br>Buğulu bir çiçeğe...<br>Bulutlu bir güneşe...<br>Kapıya gelen düşe..<br>Herşeye benzeyebilir...</i></font></p><p align="center"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2" color="#ffffff"><i>Ben pencereye benzettim...<br>Penceremden bakıyorum<br>Dışarıdakilere...<br>İçimdekiler......</i></font></p><p align="center"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2" color="#ffffff"><i>Siz de bakın...<br>Ama,<br>Önce buğuları silelim...<br>Hüzünler dökülsün...<br>Aydınlık görünsün<br>Penceremize....</i></font></p><p align="right"><i><font size="2" color="#ffffff">GÖZLERİM..</font></i></p><p align="right"><font face="Tahoma"><i><font size="2">Gözler, gözlerim. Sonsuz yolculuğumun giriş kapısı.<br>Zaman zaman derinliklerinde kaybolduğum, keşfe değer bir dağı tam tanımladığımı zannettiğimde arkasında bir daha, bir daha dağların oluştuğu, belki de tüm serüvende Kaf Dağına ulaşıp arkasını görebilme umudu taşıdığım seyr-ü sefer hali. Bazen sağa sola amaçsızca koşturduğum ya da yorulup bir sedir ağacının gölgesinde dinlendiğim, koca kanatlı bir Anka kuşu yanılgısıyla kara bir karga kanadına tutunup uçmaya çabaladığım ya da bir kartalın gözlerinde dorukları ve yamaçları seyrettiğim, yüzlercesinde gözlerimde gözlerini bulmaya çabaladığım yaşam pınarım.</font></i></p><p align="right"><i><font size="2">Koşturup dururken berelenen ayaklarımı yok sayma yanılgısıyla baktım dünyaya açılan o minik , simsiyah pencereden. Nice gözler gördüm neşeli, sevecen, küskün, hüzünlü, kızgın, öfkeli, nemrut ve kaygısız, tasasız ve korkulu. Karanlığının ışıltısında boğulduğum ya da derinliğinde bir ışık selinde yuvarlandığım, yuvarlanıp da uzaklarda siyahla beyazın kaynaşıp ışıldadığı, yüzer gibi yayıldığım, ha elimi uzatsam sanki değivereceğim o meltem esintisi gibi huzurun, mutluluğun, aşkın parladığı o mekansız, zamansız ülkenin sınırlarını zorladığım o gözlerde ne yolculuklar yaptım ya da yaptığımı sandım. Ne zaman iblisin esintisi sansam, beni o ülkeden geri savuranı, göz bebeklerimde iblisin sureti, dudaklarda gülümseme, sinemdeki mücevher kutusu ha çıktı ha çıkacak. Gözlerimde iblis ya da iblisin gözlerinde ben. Bereli ayaklarım yok ya, bu yolculukta ne dermanım olur otlar, ne kanadım olur kuşlar. Korunaklı bahçemde gözlerimin ardından seyrederken dünyayı, kimi zaman gözyaşlarım suladı bu bahçeyi, kimi zaman kahkahalarım besledi çiçekleri. Her bir çiçeğinizi gözlerimde, şarkısı derinliklerde. Her bir yaşam kat kat, kabuk kabuk gözlerde.</font></i></p><p align="right"><i><font size="2">Bir çıtırtıyla kayanın arkasına saklanan kertenkelenin korkusu, ekmek kırıntısını taşımaya çalışan bir karıncanın telaşı, balı için kraliçe arıya polen taşıyan işçi arının kanat vızıltıları, kurbağanın diline yapışan sineğin son varolma çabaları, kelebeklerin cezbetme dansı ve yılanın görüş sahasında heykel gibi duran farenin ölüm korkusu. Hepsi gözlerde, gözlerimde yazılı. Şimdi ise bahçemde, gözlerimin arkasından dünyayı seyretmek daha avantjlı. Ve bu ne büyük zaman savurganlığı&#8230; Avuçlarımızda sandığımız yaşamın avuçlarındayken, can zamanda hapisteyken, bu ne aymazlık bu ne korkaklık.</font></i></p><p align="right"><i><font size="2">Bedene tutuklu gözlerim korkudan büzüşmüş gözlere değdiğinde, gözlerde suretimi gördüğümde, susuzluktan çatlamış toprak gibi kana kana su içti dudaklarım. Can pınarından gelen o su akarken serin serin tüm hücrelerime, sudaki aksim çarptı kirpiklerime. Kirpiklerim birbirine her değdiğinde, dalgalansa bile siluetim, orada, o suda&#8230; ve gözlerimde gözlerin, can bedende hapiste, beden zamanda, zaman bellekte&#8230;</font></i></p><p align="right"><i><font size="2">Gözlerim mi geri dönmüştü yoksa ben mi görmüyordum önceki sahnelerde bilmem ama, sinemdeki mücevher kutusunda bir çırpıntı, bir çırpıntı. Kapağı ha açıldı, ha açılacak. Bereli ayaklarımda lokman hekimin merhemleri, mısır taneleri gibi patlayan korku kabukları, her kabuğun altındaki saf beyazlık, beyazın verdiği huzur ve yolculuk adımları. İne çıka o sarp dağ yolları, patikalar ve önüm sıra seyirten Anka kuşu. Yol ayrımında ne yön gösteriyor,<br>ne çukur olduğunda yerini. Suskunluğun büyüklüğünde, gözleri gözlerimde, koca kanatlarını açmış beni izlemekte&#8230;</font></i></p><p align="right"><i><font size="2">Gözlerim, yaşam yolculuklarım, bu geri dönüş yollarında istasyon duraklarım. Ve şairin dediği gibi her istasyonda yeni yüzler, yeni sesler eski sözler / Bu şiir bitmiş bir şarkının devamını özler&#8230;</font></i></font></p><p align="right"><font face="Tahoma" size="2"><i>Gözler, gözlerimde gözlerin ve göğsümdeki mücevher kutusu ha açıldı, ha açılacak</i></font></p><p><i><font face="Tahoma" size="2">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SONSUZ YOL..</font></i></p><div align="left"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><i>Kimi zaman, sevgilinin yeşil gözünde fark edilir,<br>Sonsuzluk yolculuğunun yaşandığı&#8230;<br>Dünyasal anlatımlarda karşılığı zor bulunan,<br>Uzun, upuzun bir yolun başında buluveririz kendimizi bir anda.</i></font></div><div align="left"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><i>Sevgilinin yeşil gözünde başlayan bu esrarlı yolculukta,<br>Çoğu zaman savrulurken oradan oraya,<br>Bazen da dinlenmeye çalışırız,<br>Sessiz sakin bir gölün kenarında<br>Sazlıklardan havalanan ördeği seyre dalıp.<br>Aşkla çıktığımız bu yolda seyir esnasında yalnız, yapayalnızızdır adeta.<br>Yalnız ve sonsuz, donuk bir yolculuktur bu,<br>Çığlık çığlığa bir sessizliğin hüküm sürdüğü<br>Garip bir yalnızlıktır yaşanan, kalabalıklarda&#8230;<br>Üşüsek de bu yolculukta,<br>Soğuklukların bir gün biteceği umuduyla ısınır içimiz hep.<br>Cansız ve bomboş gelir dünya, içerleriz&#8230;<br>Kaçmak istesek de kaçamayız artık. Düşmüşüzdür yola bir kez.<br>Soğukluklar bir gün biter! Diye ümitlenerek sürdürürüz yolculuğu.<br>Hayal kırıklıkları, düş bozgunları, ulaşılamayan güzellikler, bir türlü varılamayan yada daha ötelere davetkar bir biçimde, varıldıkça hızla uzaklaşan hedeflere tekrar tekrar ulaşmak, yorar kimi zaman istemesek de.<br>Asıl yoran ise yalnızlıktır aslında bu yolda.<br>Hele de kalabalık yalnızlıklar!<br>İçerleriz, kızarız&#8230;<br>Hatta daha da ilerletip düşünceyi, sarsıp uyandırmak isteriz<br>Ninnisiz&nbsp; uyuyan binlerceyi !<br>Yolun bilmem kaçıncı kilometresinde, durup düşünürüz<br>-Ben miyim hata yapan ? diye<br>kalabalıklar arasındaki bir başına avareliklerde.<br>Bir yandan yaşlanırken, gece gündüz uyuklayan yığınlar,<br>Koridorun öte ucuna çoktan ulaşan bir&nbsp; solo:<br>&#8220;UYAN !!&#8221; diye<br>&nbsp;&nbsp; &nbsp;sessiz çığlıklar dizer zamansızlıklara<br>&nbsp;&nbsp; &nbsp;nota nota&#8230;<br>sayısı belirsizler korosu da ninniler söyler türlü çeşit:<br>-Aman! Kimse uyanmasın, telaşlarıyla.<br>Uyanan, yola düşmektedir çünkü.<br>Yada uyandığında,<br>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sonsuz bir yolda olduğunun farkındalığıyla,<br>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yeniden algılamaktadır yolculuğu,<br>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yükselen bilmem kaçıncı daireden, görebildiği kadarıyla.<br>Beş duyu ile sınırlı oluşu hissettiği andan itibaren,<br>Başlar zorlamaya sınırları.<br>Lakin, hiç de kolay değildir, soyunmak zora&#8230;<br>Ama,<br>Sınırlar aşıldıkça, <br>Yolculuk, önceden çevrilmiş bir filmi, locadan seyredercesine keyif vermeye başlar artık.<br>Hem seyirci,<br>Hem oyuncudur yolcu&#8230;<br><br>Sevgilinin yeşil gözünden çıkılan yolda<br>Otuz yıl sonra,<br>O yemyeşil denizsi bakışlar<br>Gözü yaşlı kahkahalar attırır kimine<br>Karlı dağlarda,<br>Umutlu farkındalıklarla!! </i></font></div><div align="left"><i>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </i></div><p align="center"><i>&#8220;insanın en ortak hüznü olmalı yalnızlık...&#8221;<br><br></i></p><p align="center"><i>sadece bir kaçış değil kendi gizemimizden,<br>salt bir oyalanış değil, can sıkıntısı döngüsünde,<br>aslında en derinlerden, en yüzeysele,<br>varlığımızın kanıtını ararız ilişkilerde.<br>tek başına öylesine güvensiz,<br>hissedişlerimiz bile korkuya bağımlı,<br>dışsal olumlamalara gereksimim duyarız,<br>kendimize dair her betimlemede,<br>hatta var&#8217;ım diyebilmek için bile.<br>oysa ne dost, ne arkadaş yetmez,<br>bize içrek olanın sağaltımına.<br><br>ve yalnızlık,<br>doğrudan bize çarpmasıdır yaşamın<br>arada şok emici tamponlar olmadan.<br>zor ama o denli kaçınılmaz,<br>sarsıcı ama o denli aydınlatıcı.<br><br>kendimizden kaçamayışımızdır yalnızlık,<br>ve kabullenişimiz, kaçamadığımızı,<br>ola ki bir bilinç eşiğinde<br>farkedişimiz,<br>bir sonsuz ağ ortasında<br>asla yalnız olmadığımızı.</i></p><ul><li><div align="left"><i>"Bedeninden&nbsp;ayrılırken bir parçasını yanımda taşıyordum bakışlarının"</i></div><li><div align="left"><span style="COLOR: #3366ff"><font color="#ffffff"><font face="Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><i>Bir ihtimâldi varlığın... Yokluğun, utandığımız bir yalan şimdi...</i></font> </font></span></div></li></ul></li> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>18 Jan 2008 13:27:49 GMT</pubDate>
		<guid>http://shalamar.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006235544</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>kendi kendine insan</dc:creator>
		<title>KISACA..</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://shalamar.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006235635</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/62/35/5000000006235635.gif" align='right' border='0'> <p><i>Kendisi 1987 senesinde dünyaya geldi.</i></p><p><i>bir parça sessiz,bir parça sakin,duygularını belli etmeyen,biraz da asabi.en sevdiği kanka(sı ,ları)ERTUNA ve COGİ</i></p><p><i>FELSEFE Sİ IŞIK VE SEVGİ'DİR.EN ÇOK SEVDİĞİ SANATÇI HAYRANI iİLHAN İREM'DİR.KENDİSİNİ 97DEN BERİ DİNLER.</i></p><p><i>DAHA SONRA SI HAYAT MACERASI SÜRÜYOR.İLERLEYEN YILLARDA NE OLUR BİLEMEM AMA HAYATA SARILMAYA ÇALIŞAN,DEDİĞİNİ YAPAN,KARİZMATİK DİYEBİLECEĞİM BİR İNSAN.</i></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>18 Jan 2008 13:51:05 GMT</pubDate>
		<guid>http://shalamar.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006235635</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>kendi kendine insan</dc:creator>
		<title>SHALAMAR</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://shalamar.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006179636</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/61/79/5000000006179636.gif" align='right' border='0'> <address>EĞER BİRİLERİNİ SEVERSEN BIRAK GİTSİNLER...</address><address>&nbsp;</address><div align="center"><address><font face="Tahoma" size="2">Bulutlar ayrıldı,<br>Gemi göründü.<br>Yelkenleri ışık, titreşimleri sevgi.<br><br>"Bugün <font color="#cc6699"><b>Sevgililer Günü</b></font><br>Kainatta her ışık, Sevgi"&nbsp;<br><br>Ruhlarda bir ürperti.&nbsp;<br>Geri döndü, beni aldı.<br>Gökler açıldı.<br>Gizemli yolculuklar başladı.</font></address></div><address><font face="Tahoma" size="2"></font>&nbsp;</address><div align="left"><address><font face="Tahoma" size="2">dün sadece bir rüyadır<br>yarın ancak bir hayaldir<br>fakat bugün iyi yaşanırsa<br>dünlerin herbirini bir mutluluk rüyası<br>ve yarınları ümit hayali kılar</font> .(DALE CARNEGİE<font face="Tahoma" size="2">)</font></address></div><address>&nbsp;</address><div align="right"><address><font face="Tahoma" size="2">kimi insan otların, kimi insan balıkların çeşidini bilir<br>ben ayrılıkların<br>kimi insan ezbere sayar yıldızların adını<br>ben hasretlerin</font> .(NAZIM HİKMET)</address></div><p align="left"><font face="Tahoma" size="2">bütün renkleri içeren<br>tek bir renk vardır:<br>ışığın rengi...<br>kapı aralığından<br>yüzünüze yansıyan budur...</font> </p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>14 Jan 2008 12:35:18 GMT</pubDate>
		<guid>http://shalamar.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006179636</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>kendi kendine insan</dc:creator>
		<title>DO&#286;ADAN SE&#199;MELER (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://shalamar.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000882398</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"DOGADAN_SECMELER" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://shalamar.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000882398'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/88/2/398/882398/9175230_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>11 Jan 2008 15:05:07 GMT</pubDate>
		<guid>http://shalamar.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000882398</guid>
	</item>
	
</channel></rss>